YANLIŞ AT ÜZERİNE...

 

Söyleşi: Pınar Tarcan



“Yanlış At” yıllar süren bir birikimi içeriyor. Peki bu birikimleri yayınlamak neden yanlış ata oynamak?

80’li yıllardan başlayıp 2005’e kadar uzanan bir dönemde, çeşitli dergilerde yayımlanmış yazılardan oluşan bir kitap ‘Yanlış At’. İçindeki bir yazıdan da anlaşılacağı üzere adını bizim kuşağın önemli dergilerinden biri olan Şiir Atı’nın bir sloganından alıyor: ‘Yanlış ata oynayın Şiir Atı okuyun!’ O zamandan bende yer etmiş bir diziliş bu ve hayli de etkili. Günümüz dünyasında şiirle (hala) ilgileniyor olmanın, yaşama (hala) dizeler aracılığıyla anlam ve güzellik yüklemenin, olaylara ve şeylere (hala) şiir gözlüğüyle bakmanın olanaksızlığı ortada, büyük kitleler için. Şiirle düşüp kalkan bizlerin (hala ve bile isteye) yanlış ata oynadığımız ortada. İyi ki böyle bu ve böyle de kalacak! Şiir beni ve bizleri terk etmediği sürece.

 

 

Gerçek’le güzel arasındaki çelişkiyi şiirin de iç sorunsalı olarak değerlendiriyorsunuz. Siz hangisini tercih ediyorsunuz gerçek mi, güzel mi?

Çağdaş Amerikan şiirinin önemli adı Wallace Stevens’ı izleyerek dillendirmeye çalıştığım bu görüş hala geçerli gibi görünüyor bana. O dönemde dergide yayınlandığında kimsenin dikkatini çekmiş miydi, bilmiyorum. Ama kitaplaştığında sizin dikkatinizden kaçmamış. Önemli bu. Orda burada darmadağın yaşamlarını sürdüren bu yazıları bir araya toplamakla iyi ettiğim sanısını uyandırıyor bende, bu sorunuz. Gerçek ve güzelin olası bir birliğinden söz etmeye çalışmıştım o denemede. İkisinden birini tercih etmek gibi bir durum söz konusu değil bana kalırsa. Gerçeklik tarafından tutsak alınmış yaratıcı yazı’nın ve yazarın özgürlüğünü talep eden bir çağrı olarak da okumak olası o denemeyi.

 

 

Eleştirmenlerin durumu şairlere, “Eleştirmen pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım,” dedirtecek kadar kötü mü?

Bizde parmakla sayılacak denli az bu alanda gerçekten uğraş veren yazar. Eleştirmen maskesi altına gizlenmiş çok ‘elleştirmen’den söz edilebilir. Üstelik bu alanda akademik çalışma yapanlarında edebiyat ortamıyla ve dergilerle yıldızları pek barışık değil. Ortalık piar uzmanlarının marifetlerine oyuncaklık eden figüranlara kaldı desek yeridir.  Yazarların telifte yaşayamadığı bu sektörde eleştirmenlerin de yaşamlarını adayarak bu alanda ürün vermeleri iyimser bir beklenti gibi görünebilir ama yaratıcı ve alımlayıcı  arasındaki bağın doğru kurulması, güncel edebi üretimlerin gelecek  ve geçmiş zamanla ilişkilendirilmesi için ille de gerekli eleştiri.

 

 

Aristotales Poetika’da, “Şiirde inandırıcı da olanaksız bir şey, inandırıcı olmayana –olanaklı bile olsa- yeğlenmelidir.” Turgay Kantürk inandırıcılığı mı yeğler, olanaksız da olsa inandırıcı olmayanı mı?

Gerçeği yeniden dönüştürerek, başkalaştırarak, olası olandan elde edilen ama olanaksızmış gibi görünen yeni bir metinsel gerçek aradığımı ya da bunu yeğlediğimi söylemeliyim öncelikle. Yaratıcı kişinin inandırmak gibi öncelikli bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. O illüzyonistlerin işi. Bizim işimiz  olmayana inandırmak değil. Olmayan bir şeyi gerçekten ve gerçekte var kılmak. Büyüyü ve oyunu içinde barındıran ama hüner sayılmayacak, marifet kabul edilmeyecek, ama büyüsünden etkilenilecek, olanaksızmış gibi görünen bir olanak yaratmak; insan için!

 

Kitapta “Ve Başka Şeyler” adında ikinci bir bölüm var Genet’ten, Sami Baydar’dan, Katharina Blum’dan, Savaş Çekiç’ten ve daha bir sürü ‘başka’ şeyden bahsettiğiniz. Biraz bu ikinci bölümden bahseder misiniz? Yanlış ata oynadığınıza dair düşünceniz bu bölüm için de geçerli mi?

Geçerli olduğunu ummak isterim doğrusu. Çünkü duruşumun, olaylara bakışımın (hala) belli bir uzaklık içerdiğini, piyasanın kuralları yerine kendi ölçülerimle ürettiğimi düşünüyorum. Benim doğru atlarım onlar için yanlıştır, olsa  olsa. Saydığınız örnekler dışında üstüne yazdıklarım da benimle ortak ya da benzer kaderleri yaşadılar, yaşıyorlar diyebilirim. ‘Yanlış At’la şiiri kastetsem de, bu bölüm de yer alan yazıların da aynı kalemden çıktığını ve aynı kaderi paylaştığını söyleyebilirim rahatlıkla. Bu bölüm için türler arası bir yolculuk olarak da alımlanmalı bence.

 

Turgay Kantürk’ten bundan sonra neler okuyacağız? Yeni kitap projelerinizden bahseder misiniz?

Öncelikle 1991’den bu yana yayımlanmış tüm şiirlerimi içeren bir toplam çıkacak yakında Sel Yayıncılık’tan. ‘Peri Çıkmazı’ adını taşıyan toplu şiirlerde yayınlanmamış dosyalar da yer alacak. Sürüp giden şiirlerin yanı sıra yeni hikayelerden olacak bir kitap ve şu furyanın bitimine denk gelir de ‘Siz de mi roman?’ sorusuyla karşılaşmayacağım bir zamana denk geleceğini düşündüğüm, bir roman üzerine çalışıyorum.